Türkiye ‘Made in EU’da niçin yok?

AB'nin pazardaki Çin baskısına karşı hazırladığı 'Made in EU' düzenlemesi, Berlin ve Paris'in geçen hafta uzlaştığı taslak metinle Türk otomotiv sanayiinde uzun süredir devam eden endişeleri artırdı. Henüz bağlayıcılığı olmayan uzlaşıda Türkiye'ye yer verilmemesi mevcut yatırımların geleceğine dair soru işaretleri oluşturdu. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği, Türkiye için muafiyet çağrısı yaparken, Otomotiv Sanayii Derneği de Türkiye'nin kapsam dışında kalmasının AB'nin rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini bildirdi.

Sedat YILMAZ
Editör
3 dk'da Okuyabilirsiniz

Avrupa Birliği (AB), Çin rekabetine karşı başta otomotiv ve yeşil teknolojiler olmak üzere sanayisini desteklemek amacıyla Avrupa üretimine öncelik tanıyan Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act – IAA) taslağını müzakere etmeyi sürdürüyor.

Son olarak geçen hafta Almanya ve Fransa, aylardır süren çetin pazarlıkların ardından ‘Made in Europe’ (AB’de üretilmiştir) şartının hangi ülkeleri kapsayacağı konusunda uzlaşıya vardı. Fransa’nın korumacı yaklaşımının ağırlık kazandığı ve henüz bağlayıcılığı olmayan uzlaşıda Birleşik Krallık’a kapı aralanırken, Türkiye kapsam dışında kaldı.

TÜRKİYE SÜRECE EŞİT OLARAK DAHİL OLMALI

Soru işaretleri doğuran gelişmenin ardından otomotiv sektörü temsilcileriyle görüşen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği ilişkisi bulunan Türkiye’nin sürece eşit bir ortak olarak dahil edilmesi gerektiğini yineledi.

Birlik olarak yasayı desteklediklerini kaydeden ACEA Direktörü Maria Linkova-Nijs, mevcut kurallara güvenerek yatırım yapmış Avrupalı üreticilerin hedef alınmaması gerektiğinin altını çizdi. Maria Linkova-Nijs, “Avrupa otomotiv sanayii yoğun küresel rekabet, artan üretim maliyetleri ve zorlu piyasa koşulları ortamında köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. ACEA, Sanayi Hızlandırma Yasası aracılığıyla Avrupa’daki üretimin güçlendirilmesi hedefini desteklemekle birlikte; yasanın, mevcut kurallar çerçevesinde iyi niyetle yatırım yapmış Avrupalı üreticileri istemeden de olsa cezalandırmaması gerektiği görüşündedir” dedi.

UZUN VADELİ YATIRIMLARI RİSKE ATABİLİR

Müzakere sürecinde Türkiye’nin göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Linkova-Nijs, “Özellikle ağır ticari araç segmentinde, Türkiye ve Fas gibi ülkelerde faaliyet gösteren ACEA üyelerinin yatırımlarının korunması, devam eden müzakerelerde mutlaka dikkate alınmalıdır” diye konuştu.

Linkova-Nijs, “Halihazırda yürütülen bu operasyonların yasanın coğrafi kapsamı dışında bırakılması, Avrupalı üreticilerin rekabet gücünü zayıflatabilir, uzun vadeli yatırımları riske atabilir ve gelecekteki üretim ile yatırım kararlarına ilişkin belirsizlik yaratabilir” dedi.

ACEA’nın çözüm önerisini anlatan Maria Linkova-Nijs, “ACEA, Türkiye dahil olmak üzere Avrupa ile güçlü bir entegrasyon kurmuş komşu ülkelerdeki Avrupalı üreticilerin mevcut faaliyetlerine yönelik, hedefe odaklı muafiyetleri desteklemektedir. Bu muafiyetler, yatırımları korumak amacıyla, yasal boşluklar yaratmadan veya IAA’nın hedeflerine zarar vermeden dikkatli bir şekilde tasarlanmalıdır” şeklinde konuştu.

EKONOMİK KARŞILIĞI OLMAYAN BİR KARAR

Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu da, Almanya ve Fransa’nın vardığı uzlaşıyla ilgili, “Avrupa otomotiv sanayisinin mevcut üretim ve tedarik yapısıyla örtüşmeyen bu yaklaşımın Avrupa’nın odaklandığı rekabetçilik hedefinden uzak, ekonomik karşılığı olmayan bir karar olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Eroldu, Avrupa’nın sanayisini güçlendirme çabalarını desteklediklerini ancak mevcut üretim ve tedarik zincirlerinin zarar görmemesi gerektiğini vurguladı.Eroldu, “Türkiye ve AB otomotiv sanayileri birbirlerinin hem önemli tedarikçileri hem de önemli pazarları konumunda. Türkiye’nin kapsam dışında kalması, yalnızca Türk otomotiv sanayiini değil, ülkemizde üretim ve yatırım yapan Avrupalı üreticileri ve Avrupa otomotiv ekosisteminin rekabet gücünü de olumsuz etkileme riski taşıyor” diye konuştu.

Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu
Cengiz Eroldu, “Fransa ve Almanya’nın ortaya koyduğu bu ortak yaklaşımın iki üye ülkenin uzlaşısı olduğunu göz ardı etmemeliyiz. AB’nin yasama süreci devam ediyor. Nihai düzenlemenin Gümrük Birliği’nin ortaya koyduğu ekonomik bütünleşmeyi ve mevcut sanayi entegrasyonunu gözeten kapsayıcı bir yaklaşımla şekillenmesi için temaslarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir