Fon krizi nasıl başladı, neler yaşandı

Eylül ayında Borsa İstanbul'da sert düşüşlere yol açan fon krizi gündemdeki yerini koruyor. Fon şirketlerinin temerrüde düşmesiyle başlayan kriz tüm piyasaları etkisine aldı. Mağduriyetin giderilmesi için her alanda çalışma yapılıyor.

Sedat YILMAZ
Editör
9 dk'da Okuyabilirsiniz

Hükümet, fonlardan elde edilen olağanüstü kazançların iadesi ve zarar eden yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesi için çeşitli adımlar atarken, krizin boyutuna ve sorumlularına ilişkin yeni iddialar yeni sorularla birlikte tartışılmaya devam ediyor.

Peki, krizin patlak vermesinden bu yana hangi gelişmeler yaşandı?

28 Ağustos: Bazı şirketlere bağlı fonların fiyatlarının, işlem hacmi düşük hisselerde çapraz işlemlerle sekiz ayda yüzde 3000’den fazla artmasının ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), serbest fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını engellemek için BIST 30 dışındaki hisselerde yüzde 5 ve toplamda yüzde 20 sınırı getirerek pozisyonların azaltılmasını istedi.

15 Eylül: Yatırımcıların artan satış talepleri sonrasında Pusula Portföy, katılma payı iadelerinde ve ödemelerde temerrüde düştüğünü duyurdu. Fonların ellerindeki payları hızla elden çıkarmaya çalışması ve yatırımcı paniği, Borsa İstanbul’da sert satış dalgalarına yol açtı.

17 Eylül: SPK; Pusula, Tera ve diğer bağlı şirketlere ait, 455 binden fazla yatırımcıyı ilgilendiren toplam 131 fonu tasfiye etme kararı aldı.

20 Eylül: SPK, fonların tasfiye ve nakde dönüştürme takvimini yatırımcıların daha az zararla çıkabilmesi adına 3 aydan 6 aya kadar uzattı.

18-22 Eylül: Bazı fon yöneticileri tutuklandı; 51 kişiye yurt dışı çıkış yasağı getirildi.

24 Eylül: Soruşturma kapsamında yaklaşık 1,8 milyar TL değerinde olduğu belirtilen iki özel jet ile bir yata mahkeme kararıyla el konuldu. Krizin büyümesiyle birlikte borsa işlem hacimlerinde yüzde 30’a varan düşüşler yaşandı, sermaye piyasalarındaki genel güven ve likidite akışı olumsuz etkilendi.

25 Eylül: SPK, yayımladığı bültenle piyasa dolandırıcılığı suçlarında etkin pişmanlıktan yararlanma şartlarını duyurdu. Kurul, düzenlemeden faydalanmak isteyenlerin, 500 bin TL’den az olmamak üzere, elde ettiği veya sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı parayı ödemesi gerektiğini açıkladı.

26 Eylül: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı (MKYK ve MYK üyesi), eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, görevden af talebinde bulunarak istifa etti.

Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın, kriz patlak vermeden önce bir şirketin hisselerine 163 milyon TL yatırım yaptıkları, borsadaki likidite krizi ve fon çöküşünden hemen önce (Nisan-Eylül 2026 arası) bu hisseleri satarak 2,17 milyar TL haksız kazanç sağladıkları iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında Kaya çiftinin mal varlıklarına tedbir talep etti; çift ise adliyeye giderek ifade verdi ve “özel bir bilgi veya yönlendirme almadıklarını” belirterek suçlamaları reddetti.

Kaya çifti, ifadelerinin ardından SPK’nın getirdiği “gönüllü geri ödeme/etkin pişmanlık” mekanizmasından yararlanarak, borsadan kazandıkları yaklaşık 1,86 milyar TL’lik kâr kısmını TMSF’nin belirlediği hesaba iade etti. 29 Eylül’de çiftin mal varlıkları donduruldu.

29 Eylül: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu Kuruldu. Kurulun krize tek bir merkezden müdahale ederek kurumlar arası koordinasyonu sağlayacağı açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) devreye sokulacağı, krizin perde arkası ve bürokratik ihmaller hakkında derinlemesine inceleme başlatıldığı duyuruldu.

4 Ekim: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fon krizi kapsamında eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla soruşturma izni verilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık Teftiş Kurulu da iddialarla ilgili inceleme başlattı.

AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, fon krizinin üzerine sonuna kadar gidilmesi ve adı geçenlerin istifa etmesi gerektiğine yönelik sert açıklamalar yaptıktan kısa süre sonra, “maksadını aşan ifadeler kullandığını” belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve partisinden kamuoyu önünde özür diledi.

6 Ekim: Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon krizinden hemen önce (13-16 Eylül) fonlardan şüpheli çıkış yapan 214 gerçek ve tüzel kişinin tespit edildiğini ve bu kişilerin haksız kazancının 187,6 milyar TL olduğunu açıkladı.

141 gerçek kişi ve 73 tüzel kişinin (şirket) listesi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) bildirildi.

TMSF, mağdurların zararının kapatılması için oluşturulan özel hesaplara bu paraların iade edilmesi amacıyla resmi tebligatlara başladı.131 fondaki yaklaşık 455 bin yatırımcı için ilk aşamada fon başına 1 milyon TL’ye kadar ara ödemeler hesaplara aktarılmaya başlandı.

8 Ekim: Muhalefet partilerinin fon krizinin ve siyasi ayağının araştırılması amacıyla sunduğu Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önergesi, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, fon soruşturmasına ilişkin iddialar nedeniyle, Yeni Partili Ümit Özlale, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

8-9 Ekim: Fon krizine yönelik haberler ve iddialar gerekçesiyle gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı; İsmail Saymaz ve Murat Ağırel için ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

9 Ekim: AK Parti, tasfiye halindeki fon yatırımcılarına yapılacak geri ödemelere ilişkin dokuz maddelik yasa teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Teklif, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutara kadar, net yatırım tutarı 1 milyon ve üzerinde olanlar içinse en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılmasını öngörüyor.

10 Ekim: Ticaret Bakanı Ömer Bolat, hakkında gündeme getirilen fon iddialarıyla ilgili yargı yoluna başvuracağını açıkladı. 170 milyon liralık işlemin para çekme değil, yaklaşık 32 aylık dönemde vadesi dolan sukuk sertifikalarının tahsilatı ve yeni sertifika alımları nedeniyle oluşan mükerrer kayıtların toplamı olduğunu söyledi.

20 Ekim: Fonlarla ilgili 10 milyon TL ve üzeri kâr sağlayanlar için geri ödeme süreci başlatıldı. İlk etapta Bakanlıktan gönüllü iade hesabına ödeme yapılması istenecek. Şimşek, “Davete icabet etmezlerse hukuki süreç devam edecek. Ödemeler yapılmazsa mal varlıkları üzerine gidilecek. Buralardan elde edilen kaynaklarla yatırımcılar paralarını alabilecekler” dedi.

FON PARALARI BANKALARA GİTTİ

Ekonomist Mahfi Eğilmez, Eylül 2026’daki yatırım fonu krizinin borsa, mevduat ve döviz piyasalarındaki yansımalarını değerlendirerek, krizin kalıcı çözümünün şeffaflık ve yatırımcı güveninin tesis edilmesinden geçtiğini yazdı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez yazısında Türkiye’de Eylül 2026’da yaşanan yatırım fonu krizi üzerine kaleme aldığı “Fon Krizi: Borsadan Ekonomiye Uzanan Etkiler” başlıklı yazısında, sermaye piyasalarındaki gelişmelerin borsa, banka mevduatları, tahvil piyasası, döviz hesapları ve ülke risk primi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Eğilmez, SPK kayıtlarına göre 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesinden 455 bini aşkın yatırımcı etkilenirken, fonların varlık büyüklüğünün Ağustos sonundaki 1,3 trilyon TL seviyesinden Eylül ortasında 992 milyar TL’ye gerilediğini bildirdi. Eğilmez, fon varlıklarındaki bu erimenin tek başına doğrudan yatırımcı zararı olarak yorumlanmaması gerektiğini, tablonun aynı zamanda paranın sistem içerisinde banka mevduatı gibi alternatif yatırım araçlarına yönelmesinden kaynaklanan bir dağılım değişimini yansıttığını belirtti.

Borsa İstanbul cephesinde yaşanan gelişmelere değinen Eğilmez, yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamak amacıyla fonların portföylerindeki varlıkları satmak zorunda kalmasının borsada satış baskısını artırdığına dikkat çekti. Bu süreçte BIST 100 endeksi Eylül ayını yüzde 16,65 oranında düşüşle tamamlarken, şirketlerin toplam piyasa değerinde yaklaşık 4,5 trilyon TL’lik bir gerileme kaydedildiğini belirten Eğilmez, finansal hareketliliğe yönelik resmi verileri aktardı. Eğilmez, TCMB verilerine dayanarak fon piyasasındaki gelişmeler sırasında banka mevduatlarında yaklaşık 800 milyar TL’lik bir artış gerçekleştiğini, bu durumun mevduat faizlerinde sınırlı bir gerilemeye zemin hazırladığını belirtti. Eğilmez, aynı dönemde yayımlanan haftalık veriler doğrultusunda döviz mevduatlarında 3,03 milyar dolarlık artış yaşandığını da kaydetti.

Krizin ülkenin genel risk profiline etkilerini de ele alan Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin 5 yıllık CDS priminin Eylül başında 218 seviyesindeyken süreç içerisinde 255 puana yükseldiğini, sonrasında 244 puana gerilese de kriz öncesi seviyelerin üzerinde seyrettiğini kaydetti. Denetim mekanizmalarının önemine vurgu yapan Eğilmez, portföy yoğunlaşmaları ve likidite risklerinin düzenli stres testleriyle izlenmesi gerektiğini savundu.

Analizini güven unsuru üzerine kurduğu değerlendirmeyle sonlandıran Eğilmez, Konfiçyüs’e atfedilen “Bir millet için en önemli üç şey: yiyecek, silah ve güvendir. Bunlardan biri bırakılacaksa önce silah, sonra yiyecek bırakılır. Çünkü güven olmadan millet ayakta kalamaz” sözlerini aktararak sermaye piyasalarında kalıcı istikrarın şeffaflık ve yatırımcı güveninin korunmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

ETİKETLER
Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir