Ons altın (XAU/USD) paritesi 1 Ekim itibarıyla günlük yüzde 0,08 artışla 4.160 dolardan işlem görüyor. Altının doğrudan fiyat ifadesi olan SPDR Gold Shares ETF’i (NYSE: GLD), 30 Eylül seansını 380,84 dolardan kapattı; 52 haftalık aralığı 351,40 ile 509,70 dolar arasında seyretti. GLD, 152,86 milyar dolarlık yönetim altındaki varlığıyla altın piyasasının en likit halka açık ifadesi konumunu koruyor.
Türk yatırımcılar açısından değerlendirildiğinde, ons altındaki bu dalgalanmanın gram altın ve Dolar/TL kuru üzerinden çift yönlü etkisi bulunuyor. Eylül boyunca TL’nin görece sınırlı hareketine karşın ons fiyatındaki yüzde 6’lık gerileme, gram altın fiyatını baskı altında tuttu; USD/TRY’nin seyri Ekim’de bu baskının ne ölçüde telafi edileceğini belirleyecek.
ONSTA 4000 DOLAR TABAN MI?
Banka tahminleri: 4.000 dolar taban mı, yoksa tavan mı, sorusu yatırımcıların zihninden çıkmıyor. Morgan Stanley Metal ve Madencilik Stratejisi Başkanı Amy Gower, CNBC’ye verdiği 30 Eylül tarihli röportajda 4.000 dolar seviyesinin güçlü bir taban oluşturduğunu savundu. Gower, “Tahvil getirileri 20 yılın zirvesinde. Bir miktar dolar güçlenmesi var. Buna rağmen altın 4.000 doların üzerinde destek buluyor gibi görünüyor. Merkez bankalarından gelen güçlü fiziksel talep, hükümet borcu sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler ve tahvil piyasasına yönelik olası müdahaleler bu desteği sağlayan başlıca unsurlardır. Altının 12 aylık görünümünde yukarı yönlü potansiyel görüyoruz ve fiyatın 2027’nin ikinci yarısında 5.000 doların üzerine çıkmasını bekliyoruz” dedi.
2027’DE 5000 DOLAR BEKLENTİSİ
BMO Capital Markets, 28 Eylül’de yayımladığı dördüncü çeyrek tahmininde farklı bir zaman çizelgesi çizdi. Banka, altının Q4 ortalama beklentisini 4.750 dolardan 4.650 dolara indirdi ve 5.000 dolar hedefinin ancak 2027’nin ikinci çeyreğinde gerçekleşebileceğini öngördü. Öte yandan BMO’nun uzun vadeli taban beklentisini eski 3.100 dolar seviyesinden 4.000 dolara yüzde 29 yükseltmesi, sektördeki yapısal yeniden fiyatlamayı teyit ediyor.
Natixis ise daha temkinli bir çerçeve sundu. Banka, baz senaryosunda altının yıl sonunda 4.100 dolara gerileyeceğini öngörürken, aşırı kötümser senaryoda Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla fiyatın 3.500 dolara kadar düşebileceğini belirtti. Natixis Kıymetli Madenler Analisti Bernard Dahdah, “ETF’ler dip alımı yapıyor, ancak yapısal talep faiz kaynaklı yeniden fiyatlamayı dengeleyemiyor” değerlendirmesini yaptı.
ÇEKİRDEK TOPARLANDI AMA RİSK SÜRÜYOR
Çekirdek PCE sonrası toparlanma, ancak riskler sürüyor
ABD çekirdek PCE enflasyonunun Ağustos’ta beklentilerin altında gelmesi, Ekim ayında Fed’in faiz artırım ihtimalini yüzde 45’ten yüzde 38’e çekti. Aralık faiz artışı ihtimali ise yüzde 97 olarak fiyatlanıyor. ING Bank Emtia Stratejisti Ewa Manthey, “Daha düşük PCE verisi yeni faiz artışı beklentileri üzerindeki baskıyı azalttı, ancak yüksek tahvil getirileri ve sıkılaşma riskleri altını satış baskısına açık bırakmaya devam ediyor.” dedi. Manthey, 4.141 dolar seviyesini kritik teknik destek olarak işaret etti.
MERKEZ BANKALARININ ALTIN İŞTAHI
Unutulmaması gereken bir yapısal destek unsuru, merkez bankalarının alım iştahı giderek artıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları Temmuz’da net 23 metrik ton altın aldı; Çin 20 ton, Polonya ise 8 ton alım gerçekleştirdi. Öte yandan Çin’in 1-7 Ekim Altın Haftası tatili nedeniyle Çinli alıcıların kısa vadede piyasadan çekilmesi, olası fiyat baskısını artırabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.
Ekim ayı yönü için en kritik eşik yarın (2 Ekim) 15.30 TSİ’de açıklanacak ABD tarım dışı istihdam (NFP) verisi olacak. Uzmanlara göre, konsensus beklentisi 98 bin, önceki okuma ise 162 bin. Verinin beklentilerin altında gelmesi FED baskısını hafifleterek altında yeniden yukarı yönlü ivme kazandırabilir; tahminlerin üzerinde gelmesi ise yüzde 97 olarak fiyatlanan Aralık faiz artışını neredeyse kesinleştirebilir. 7 Ekim Çarşamba günü 21.00 TSİ’de açıklanacak FOMC toplantı tutanakları, FED’in iç tartışmaları ve ek sıkılaşmaya yönelik eğilim hakkında ek sinyal verecek; bu gelişme, 4.141 dolarlık teknik destek seviyesinin tutulup tutulmayacağını belirleyecek asıl test olacak.

